LLM. Arb. Avukat Öykü Eşberk - Adana Avukat - Eşberk Hukuk Bürosu
Telefon: 0322 359 44 55
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Architecto, culpa dicta dolor facere fuga iste, iure magni non odit porro possimus quo soluta temporibus, tenetur unde ut vitae. Doloremque, magni?
© LLM. Arb. Avukat Öykü Eşberk - Adana Avukat - Eşberk Hukuk Bürosu
Tüm Hakları Saklıdır,
Siyah Yazılım
Öncelikle bilinmesi gereken durum şudur ki: Koronavirüs salgını iş hukuku açısından “zorlayıcı sebeptir”. 4857 sayılı İş Kanunu zorlayıcı sebepleri işçi ve işveren açısından ayrı ayrı düzenlemiştir.
Zorlayıcı sebep : İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine olanak bulunmayan, dışsal etkilerden ileri gelen, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması ve faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan deprem, yangın, su baskını, salgın hastalık, seferberlik ve benzeri nedenlerdir.
İş Kanunu madde 40‘a göre işin durması halinde işveren bir hafta süreyle işçiye yarım ücret ödemek zorundadır. Bir haftanın sonunda işveren ücret ödemeyecektir. Bu durumda işçi dilerse iş sözleşmesini bir haftanın sonunda 4857 sayılı İş Yasasının 24/III maddesi uyarınca sona erdirebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu ki işçi, iş sözleşmesini İş Kanunu'nun 24/III maddesi sebebiyle fesih ederse kıdem tazminatına hak kazanır fakat işverenden ihbar tazminatı talep edemez.
Koronavirüs nedeniyle işçi hasta olmadığı halde hastalık riski nedeniyle çalışmaz ise işveren bir hafta süreyle işçiye yarım ücret ödemek zorundadır. Bir haftanın sonunda işveren ücret ödemeyecektir. Bu durumda işveren dilerse iş sözleşmesini bir haftanın sonunda 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/III maddesi uyarınca sona erdirebilir.
Bu durumun az önce bahsettiğim durumdan farkı işverenin fesih etmesidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/III maddesi uyarınca işveren iş akdini sona erdirebilir Bu durumda işveren işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödemek zorundadır.
İşveren tek taraflı almış olduğu kararla işçileri ücretsiz izne çıkartamaz. Tek taraflı işçinin rızası alınmadan uygulanan ücretsiz izin fesih anlamına gelir. Buradaki en önemli konu şu ki fesihten sonra işe iade davası açma süreleri işlemeye başlar. Ücretsiz izne rıza veren işçi bu rızasıyla bağlıdır.
.İşveren işçileri ücretli izne çıkartabilir. Bu durumda işçinin onayı aranmaz. İşçi ve işveren anlaşarak ücretsiz izin uygulayabilir.
Buradaki önemli diğer bir konu ise kısa çalışma ödeneğidir.
Kısa çalışma ödeneği işsizlik sigortası fonu kapsamında sağlanan bir imkan olup, genel olarak ekonomik, sektörel, bölgesel sorunlar nedeniyle ya da işverenin yaşadığı sorunlar nedeniyle işyerindeki haftalık çalışma süresinin geçici olarak en az üçte bir oranında azalması veya işyerinin faaliyetini en az 4 hafta süreyle durdurması halinde sigortalılara çalışamadıkları dönemde sağlanan gelir desteğine kısa çalışma ödeneği deniyor. Deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık gibi durumlar da ödenekten yararlanma sebepleridir.
İşçilere bu kısa çalışma ödeneği ödeniyor, ayrıca işçilerin genel sağlık sigortası primleri ödeniyor.
Üç ayı aşmamak üzere veriliyor. Bu süre 6 aya kadar da uzatılabiliyor.
4447 sayılı yasanın ek 2. Md. uyarınca işveren kısa çalışma ödeneği için İŞKUR’a başvuru yapabilir.
İşverenin İŞKUR’a kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak istediğine dair başvuruda bulunmasından sonra iş müfettişleri inceleme yapıyor ve uygunluk tespiti sonucu işyerinin ödenekten yararlanıp yararlanmayacağına karar veriyor.
Öncelikle işverenin kısa çalışma ödeneğine başvurusunun kabul edilmesi gerekiyor. İşçinin ise çalışma süresi ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması gerekiyor.
Kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki son 120 gün hizmet sözleşmesine olanlardan son 3 yıl içinde en az 600 gün süreyle işsizlik sigortası primi ödemiş olması gerekiyor.
İşverenin bir hafta süreyle yarım ücret ödeme zorunluluğunun bitimiyle başlar.
Günlük kısa çalışma ödeneği kapsamında çalışanın, aylık prime esas kazancının günlük brüt tutarının yüzde 60’ı ödeniyor. Kısa çalışma ödeneği miktarı aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini geçemiyor. Bu kapsamda, asgari ücretli bir çalışana aylık 1.534 lira kısa çalışma ödeneği ödeniyor. Bu paradan sadece damga vergisi kesiliyor. Eğer kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak isteyen işyerinde bir çalışan aylık 5.000 lira maaş ile çalışıyorsa ve ödenekten yararlanacaksa; çalışana aylık 3.000 lira ödeniyor. Buradan da damga vergisi kesiliyor.
Çalışanın kısa çalışma ödeneği aldığı süre için genel sağlık sigortası primleri ödeniyor. Kısa ve uzun vadeli sigorta primleri ise ödenmiyor.
Kısa çalışma ödeneğinin süresi üç ayı aşmıyor. Ayrıca işveren, kısa çalışma uygulaması devam ederken, normal faaliyetine başlamaya karar verirse ödenek de duruyor.
Kısa çalışma ödeneği alanların işe girmesi, yaşlılık aylığı almaya başlaması, işinden ayrılması hallerinde kısa çalışma ödeneği kesiliyor.
En doğru bilgiyi size her zaman avukatınızın vereceğini unutmayın.